Edward Norton'nın (ki mükemele yakın bir performans sergilemişti) oynadığı The Illussionis filminde saksıdan yavaş yavaş çıkan portakal ağacı numarasını anımsıyor musunuz? İşte Hüseyin Çağlayan (Hussein Chalayan) sergisini gezdiğimde ilk aklıma gelen o numara oldu. Filmin sonunda o numaranın açıklanacağı anı sabırsızlıkla beklemiştim. Edward Norton filmde sihirbazlık yapmıyordu. O farklı bir açıdan bakıyor ve yaptığı işin şekillenmiş haline ilizyon diyordu. Hüseyin Çağlayan'ın yaptığı işin moda tasarımı olarak adlandırılması gibi.

Sergiyi gezerken kendinizi Hüseyin Çağlayan'ın düşüncelerinin soyut dünyadan fırlayıp, şekillenen beton haline çarparken buluyorsunuz. Çarpılmak tam anlamı ile böyle bir anın kelime karşılığı. Bunun bir kıyafet tasarımından öte, bir hisle (ki açıklamak zor) yapılmış olduğu o kadar belli ki maalesef bu hissi defile izlerken anlamak çok zor. Hüseyin Çağlayan'ın sanatı, kıyafetler ile şekil bulmuş ve daha rahat anlaşılabilmesi için de insan bedenini sarmalamış. Sergide en beğendiğim tasarım, öğrenci olduğu zamanlarda bitirme projesi olarak sunduğu, demir tozuna bulandıktan sonra toprağa gömülerek bekletilmiş ipek elbise. Tasarımdan anlaşılan kol kesiminin 60'lardan, yakasının 70'lerden ilham alması ya da drapesinin dikişleri ise bu elbise çok bir şey ifade etmeyebilir. Fakat anlattığı hikaye ve kullandığı yöntemde yatan muzurluğu düşünürseniz Hüseyin Çağlayan'ın sırf siz çarpın ve farkına varın diye oraya koyduğu beton ile tasarımı nasıl yorumladığını şaşkınlıkla izleyebilirsiniz. Tesadüfün, biraz demir tozu sihri ile toprağın ruhundan elbiseye geçmiş desenleri...



O meşhur giyilebilir mobilya tasarımları,dokunmamak için kendimi zor tuttum.
Sergi'yi oldukça başarılı buldum lakin fotoğraf çekimine izin verilmemesi çok garip. Bana eskiden tüm yeşil alanların böğrüne Excalibur gibi batırılmış soğuk metal uyarı levhalarını hatırlattı "Çimlere Basmayın". Ha unutmadan, Hüseyin Çağlayan'ın sergi kataloğunu 65 TL'ye satmak da neyin nesi. Kimse okumasın, dokunmasın aman insanlar tasarımdan uzak dursun diye mi? Doğru ya İstanbul Moda Başkenti olacak.
Not: Sergide ayrıca Çağlayan'ın kısa metrajlı filmlerini de izleyebiliyorsunuz. Özellikle pasta şeklinde yapılmış İsa'nın yeniş sahnesi çok manidar. Hüseyin Çağlayan: 1994-2010 15 Temmuz-24 Ekim tarihleri arasında İstanbul Modern'de.