Surrealist Hareketler : Fifth Avenue Shoe Repair


2004 yılında İsveç'te Astrid Olsson ve Lee Cotter tarafından kurulan Fifth Avenue Shoe Repair markası 2006 yılında Stockholm'da ilk mağazasını açmış, buraya mağazadan çok Olsson ve Cotter'ın düşlerine yolculuk kapısı da denilebilir. Koleksiyonlarında el yapımı kıyafetler oldukça fazla ve sınırlı sayıda. Üst üste geçmiş kumaşlar, renkler ve asimetrik kesimler. İnternet sitesini gezmek bile bu şahsiyetlerin ruh hali ile ilgili ipucu veriyor.


                                 Fifth Avenue Shoe Repair Sonbahar Kış 2010/11-Kadın Koleksiyonu
                            
                                            Fifth Avenue Shoe Repair Sonbahar Kış 2010/11 Erkek Koleksiyonu

                                 Stockholm Mağazası

Moğol mutfağından çıkan Puma'ları tam yiyecektik ki...

Şu sıralar aklımda olan işleri bi yola yordama koyma çabaları içindeyim ki sormayın gitsin. Çok yakın zamanda ( gerçekten) yeni bir proje ile ortaya çıkma heyecanı içinde biraz blog'u boşladım, itiraf ediyorum.


2 hafta önce (zaman ne kadar çabuk geçmiş) Puma #BBQ atölye çalışmasında, Moda Blogu takip edenlerin pat diye hemen tanıyacağı StyleBoom ve ekibi ile pek leziz bi çalışma yaptık. Puma'nın Moğol mutfağından esinlenerek ayakkabıyı oluşturan parçaları masaya yığdığı ve akabinde hadi bakalım diye start verdiği çalışmada leziz ayakkabılar pişirdik. Ayakkabıları bitirdik, tam yemeğe hazırlanırken "Durun" şeklinde bi emir kipi ile irkildik. Meğer bu ayakkabı tasarımları global yarışmanın bir parçasıymış. Öyle bitirdik hadi yiyelim şeklinde bir durum mevuz bahis değilmiş. Ben StyleBoom'un ekibinde yerimi aldım karşı cephede de yer alan ekipler nasıl bir karışım sonucu leziz ayakkabıya ulaştılar inanın pek bilgim yok. Velhasıl en leziz ayakkabıyı pişiren ekip bu aralar açıklanacak ve kokusu üzerinde, leziz Puma Türkiye birincisi olarak global yarışmaya teşrif edecekmiş. Ekipte yer alan, @milkyhead @styleboom @nilerturk @koraycaner @twitdayı @denizeslek @yaelmorel @billursaatci ile birlikte kısık ateşte, malzemelerini birleştirdiğimiz Puma'ların ne olduğu ile ilgili son durumu öğrenir öğrenmez buradan bilgi vereceğim. "Ben de yaparım ki" diyenlerdenseniz burada pek leziz bi site mevcut. Parçaları seçip ayakkabınızı oluşturabiliyorsunuz. Afiyet olsun. 

ben bi'şeyler çizerim ki buna...
Ayakkabıyı al kaç, hemen!
StyleBoom ve Ekibi
Kesin bi'şey bulduk...
Fotoğraflar: BMA

Vogue İtalya - Miranda Kerr 3D




Vogue İtalya Eylül 2010 sayısının kapağı 3D olarak hazırlanmış. 3D olarak hazırlanan editöryeller  ve dergi kapakları şu sıralar çok sık karşılaşılan bir mevzu olsada Vogue kapağı olunca işler biraz değişiyor. Özellikle Mirandaa Kerr (ruhu 3D olan model demek daha doğru) var ise. Fotoğraflayan  Steven Meisel ise ortaya çıkan leziz iş tam koleksiyonluk bir sayının habercisi oluyor.

i-D Magazin 30 yaşında. Kapak: Naomi Campbell, Kate Moss ve Lady Gaga

i-D magazin 30. yaşını kutluyor. 300'ün üzerinde sayı ve 30 sene. Kutlamaya özel i-D kapaklarını Nick Knight fotoğraflamış. Then, Now and Next 3'lemesinde Naomi Campbell, Kate Moss ve Lady Gaga var.

Hüseyin Çağlayan: Sihirbaz

Edward Norton'nın (ki mükemele yakın bir performans sergilemişti) oynadığı The Illussionis filminde saksıdan yavaş yavaş çıkan portakal ağacı numarasını anımsıyor musunuz? İşte Hüseyin Çağlayan (Hussein Chalayan) sergisini gezdiğimde ilk aklıma gelen o numara oldu. Filmin sonunda o numaranın açıklanacağı anı sabırsızlıkla beklemiştim. Edward Norton filmde sihirbazlık yapmıyordu. O farklı bir açıdan bakıyor ve yaptığı işin şekillenmiş haline ilizyon diyordu. Hüseyin Çağlayan'ın yaptığı işin moda tasarımı olarak adlandırılması gibi.  



Sergiyi gezerken kendinizi Hüseyin Çağlayan'ın düşüncelerinin soyut dünyadan fırlayıp, şekillenen beton haline çarparken buluyorsunuz. Çarpılmak tam anlamı ile böyle bir anın kelime karşılığı. Bunun bir kıyafet tasarımından öte, bir hisle (ki açıklamak zor) yapılmış olduğu o kadar belli ki maalesef bu hissi defile izlerken anlamak çok zor. Hüseyin Çağlayan'ın sanatı, kıyafetler ile şekil bulmuş ve daha rahat anlaşılabilmesi için de insan bedenini sarmalamış. Sergide en beğendiğim tasarım, öğrenci olduğu zamanlarda bitirme projesi olarak sunduğu, demir tozuna bulandıktan sonra toprağa gömülerek bekletilmiş ipek elbise. Tasarımdan anlaşılan kol kesiminin 60'lardan, yakasının 70'lerden ilham alması ya da drapesinin dikişleri ise bu elbise çok bir şey ifade etmeyebilir. Fakat anlattığı hikaye ve kullandığı yöntemde yatan muzurluğu düşünürseniz Hüseyin Çağlayan'ın sırf siz çarpın ve farkına varın diye oraya koyduğu beton ile tasarımı nasıl yorumladığını şaşkınlıkla izleyebilirsiniz. Tesadüfün, biraz demir tozu sihri ile toprağın ruhundan elbiseye geçmiş desenleri...






                O meşhur giyilebilir mobilya tasarımları,dokunmamak için kendimi zor tuttum.

Sergi'yi oldukça başarılı buldum lakin fotoğraf çekimine izin verilmemesi çok garip. Bana eskiden tüm yeşil alanların böğrüne Excalibur gibi batırılmış soğuk metal uyarı levhalarını hatırlattı "Çimlere Basmayın". Ha unutmadan, Hüseyin Çağlayan'ın sergi kataloğunu 65 TL'ye satmak da neyin nesi. Kimse okumasın, dokunmasın aman insanlar tasarımdan uzak dursun diye mi? Doğru ya İstanbul Moda Başkenti olacak.

Not: Sergide ayrıca Çağlayan'ın kısa metrajlı filmlerini de izleyebiliyorsunuz. Özellikle pasta şeklinde yapılmış İsa'nın yeniş sahnesi çok manidar. Hüseyin Çağlayan: 1994-2010 15 Temmuz-24 Ekim tarihleri arasında İstanbul Modern'de. 

TAKASHI MURAKAMI'den Şeker Gibi G-Shock



Japon pop art fenomeni dememizde sanırım bir sakınca yok. Takashi Murakami'nin pek leziz Louis Vuitton tasarımları yetmezmiş gibi bir de Tokyo FM'in 40 yılına özel  tasarladığı G-Shock Frogman çıktı karşıma. Tek kelime ile şahaser. Sınırlı sayıda üretilen (300 adet) şeffaf G-Shock şeker gibi olmuş resmen :)





Gourmet Sonbahar 2010 Ayakkabı Tasarımları, Bu da mı gol değil cinsinden.

Aman diyorum, şu Gourmet'in tasarladıklarına ayakkabı diyesim gelmiyor. Artık her koleksiyonda ağzımın suyunu silmekten gına geldi. İtalyansınız anladık ama bu kadar da olmaz. İnsan bi sıkılır, önceki seri tutmuş biraz tasarım değiştirelim yeniymiş gibi piyasaya sürelim diye bir anlayışları da yok ki... aaaaa! bu zaten geçen sene vardı şeklinde çirkef eleştiriler zerk edelim. Yok olmadı... 2010 Sonbahar tasarımları da -o kadar- sade durmasına rağmen ayrıntılar o kadar leziz ki pek keyifli bakması bile.









Mirande Kerr serinliğinde Jil Sander Sonbahar 2010

Jil Sander'ın Sonbahar 2010 Reklam Kampanyasında yer alan Miranda Kerr değil sanki. Bu yüzden midir nedir ben soğukluğu çok başarılı buldum. Kuzey ülkesi sınırlarında dolaşan havası ile başarılı ilanlar olmuş. Diğer model Kasia Struss. Fotoğraf Willy Vanderperre.

Alberto Guardiani'den kışkırtıcı ruj topuklar.

Alberto Guardiani'den ruj topuklar. Bu arada o günkü ruh halinize göre ruj rengini de değiştirebiliyormuşsunuz. Kullanılabilirlik açısından düşündürücü olsada dikkat çekici olduğu kesin. Diğer tasarımları da gayet şık.





iPhone 4 Anten Sorununa Çözüm : Yara Bandı


İşe yarayıp yaramadığı konusunda kesin bir yargıda bulunmasam da (ki yaradığını idda eden oldukça fazla) tasarım ve fikir olarak çok beğendim. Rengarenk 6 bant, paket fiyatı da 5$ gibi gayet makul tutulmuş. iPhone'na kıyafetinize uyumlu bant takma dönemi açılmıştır  , hayırlara vesile...

Prada 2010 Sonbahar Kış Kreasyonu - Fantazi Dünyası Kapılarını Açtı...

Prada 2010 Sonbahar Kış kreasyonu için hazırladığı katalog için ne denir bilemiyorum. Tıpkı geçen sene olduğu gibi sizi Prada'nın fantezi dünyasına çekmeyi başarıyor. Kataloğu hazırlayan ekip (OMA - Alexander Reichert & Fausto Fantinuoli) yaratacılıklarına devam ediyor. Çizimler Prada'yı daha da gençleştirmiş. Hatta Lux-Teenage (ki ben buna kısaca LuTee diyorum, kulağa hoş geliyor) klasmanında -pek yakında- Prada tek başına koşturmaya başlıyacakmış gibi duruyor.








Related Posts with Thumbnails